21 Temmuz 2016 Perşembe

Hamilelik Döneminde Tatlı Kriziyle Baş Etmenin Yolları

Birçoğumuz için hamilelik dönemi, hormonal sorunlar ve vücudun değişime uğraması sebebiyle çok zor geçer. Bu zorlu dönemi rahat geçirebilmek için gerekli bilgiye sahip olursak, bedensel ve ruhsal olarak daha az zararla atlatabiliriz.

Biz ne kadar mutlu ve rahat bir hamilelik dönemi geçirirsek, bebeğimizin de gelişimine faydalı oluruz. Gebelik sürecimizi rahat geçirmek için düzenli, kaliteli uyku ve kendimizi rahat hissedeceğimiz iç ve dış giyimimiz önemlidir. Beslenme şeklimize de özen göstermemiz gerekir. Zaten normal zamanda kilolarımızdan şikâyet ediyoruz. Hamilelik döneminde de çift canlısın ye gitsin diyenlerde çevremizden eksik olmuyor. Bizde etkileniyoruz maalesef. Aş ermelerde cabası.

Hamilelik sonrasında da alınan kiloları verme derdine düşüyoruz. Aslında doğru karar hamilelik döneminde, bebeğimizin yediklerimizden beslendiğinin bilincinde olarak, bunu düşünerek hareket etmek ve sağlıklı beslenmek. Hem kendimize, hem de bebeğimize zararı dokunabilecek yiyecek ve içeceklerden uzak durmak.

Peki, normal zamanda tatlı krizine sahip olan bünyemize hamilelik döneminde nasıl söz geçireceğiz? Krizlerle nasıl baş edeceğiz? Aşırı şekerli ve karbonhidratlı gıdalar tüketmek bize ve bebeğimize faydalı değil hatta zararlı olabilir ve bize kilo aldırabilir. Bende hamilelik döneminde, tatlı krizleri ile baş etmekte çok zorlandım. Çikolata, baklava, pastalar, şerbetli tatlılar kafamda döndü durdu. Zaman zaman tatlı krizimle baş edemedim. Aş eriyorum, ben çift canlıyım diye kendimi tutamadığım zamanlar oldu.

Fakat bu mücadeleden çoğu zaman bunaldım ve rahatlıkla yiyebileceğim, bebeğimi de besleyecek sağlıklı tatlıların peşine düştüm. Bu yüzden şerbetli, bol kalorili tatlılar yerine puding, sütlaç, dondurma gibi hafif tatlıları tüketmeliyiz. Böylelikle, bebeğimiz içinde gerekli vitaminler ile kalsiyum, fosfor, demir, magnezyum gibi mineralleri almış oluruz.

Sütlü tatlılara yönelince de internette yemek tariflerinin olduğu bir sitede etimek tatlısı tarifi keşfettim. Yapımı kolay, sağlıklı malzemeler kullanılıyor ve lezzetli. Tuzsuz etimek dilimlerinin arasına koyarak, kat kat döşediğimiz cevizli elma püresi, muhallebi, krem şanti üçlemesi ortaya nefis bir tatlı çıkartıyor. Tatlı krizlerini lezzetli ve sağlıklı bir tatlıyla atlatmak isteyenler kesinlikle denemeli.

2 Temmuz 2016 Cumartesi

HASTANE VE DOKTOR SEÇİMİM

Uzun zamandır yazmak istediğim en önemli, en çok sorulan sorulardan biriydi bu hangi hastane ve doktora gidiyorsun?
Bunun cevabı aslında insanın kendinde. Çünkü siz nerede kendinizi rahat hissediyorsanız orası olmalı doğum yapacağınız hastane ve doktor. Benim de hiç kolay olmadı bu seçimlerim. Şimdi ki doktorumu bulana kadar yaklaşık 3 hastane ve doktorla görüştüm. Bunlar da çevreden duyduğum
"bak şunun gelini burda doğum yapmış çok memnunmuş"
"o doktora çok iyi diyorlar, ona git" vs gibi yönlendirmeler sayesinde oldu. Ve bunun aslında nasıl bir hata olduğunu daha sonra anladım. Çünkü başkasına iyi gelen size iyi gelecek diye bir kural yok. Başkasının önerisi ve tavsiyesiyle gidiyorsun tamam hastane çok güzel tam donanımlı ama 9 ay boyunca görüşeceğin doktora ısınamadıktan sonra hastanenin adının, şeklinin hiç bir önemi kalmıyor. Bu yüzden hastaneden önce doktorunuzla iyi bir iletişim sağlamanız en önemlisi bence.


Ben Özel Rentıp Hastanesi - Opr. Dr. Nazmiye Şentürk e gidiyorum. Çünkü ilk görüşmemizden itibaren aramızda çok güzel bir enerji oluştu. Muayene sonrası odadan çıkarken Serdar'a "işte bu, doktorumuzu bulduk. Alsın beni doğurtsun" dediğimi biliyorum:) Çünkü Nazmiye Hanım o kadar güler yüzlü, işini severek yapan bir doktor ki hiç yabancılık çekmeden hemen size ve bebeğinize sahip çıkıyor. Ultrasonda detaylıca bebeğinizin durumu hakkında bilgi verirken, sonrasında sizin sorabileceğiniz hiç bir soru kalmıyor çünkü çok geniş kapsamlı sıkılmadan her şeyi anlatıyor. Sizde gönlünüz ferah bir şekilde hastaneden ayrılıyorsunuz.

Ben çok çok memnunum doktorumdan. Ama en başında dediğim gibi herkesin enerjisi aynı olacak, sizde en az benim kadar memnun kalacaksınız diye bir şey yok. Benim ki sadece sorulan sorulara cevap olarak yazılmış bir post. Fakat şimdiye kadar yeni hamile olduğunu öğrendiğim 2 arkadaşımı da Nazmiye Hanıma yönlendirdim, onlarda benim kadar memnun kaldıklarını ve aynı doktorla  devam edeceklerini söylediler ki ne mutlu bana. Tavsiyem bir işe yaradı.

Doğum sonrası da yine hastane ve doktorumla ilgili bir yazı yazmayı planlıyorum. Ameliyatım nasıl geçti, ortam nasıldı, hastane odası vs gibi. Bu yüzden takipte kalmayı unutmayın;)

Rentıp web sitesi: www.rentip.com

30 Haziran 2016 Perşembe

Hamilelik Günlüğüm: 37. HAFTA

Alınacaklar hiç bitmiyordu. Hep eksik bir şeyler çıkıp duruyordu. Bizde bu hafta da annemle çıkıp son eksikleri alalım dedik. Bunlar daha çok hastane odası süsleme ile ilgili şeylerdi. Sabah 9 da çıktık yola. Öğlen 1 gibi evdeydik. Hava zaten sıcak! Bende giymişim deli gibi sıkan bir pantolon, ayaklar şiş olduğu için altta terlik, üstte en bolundan bi tşört. Sıfır makyaj, duştan yeni çıkıp ıslak topuz yapılmış saçlar(dipnot:dipleri çıkmış saçlar) Hayal ettiniz mi ne haldeyim ve hala gezme peşindeyim. Çünkü kendim seçmek istiyorum her şeyi.
 Burada ki hata bu işleri daha önceden halletmemiş olmam. Neyse bunun acısı yeterince çıktı benden bence. O kadar gezmeye karşılık, ertesi gün bitik haldeydim. Yürüyemiyordum ya resmen. Kasık bölgem, bacaklarım nasıl ağrıyor anlatamam. Yatakta dönmek zaten zorken bu ağrılarla hiç dönemedim ve tabi uyuyamadım. Koltuktan kalkmak istiyorum hamle yapıyorum ama vücut kalkmıyor. Sanki sezeryan olmuşum öyle bir ağrı. Offf neyse geçti bitti. Bundan sonra cidden dışarı çıkmama kararı aldım. Hiç değilse araba olmadan...

Bunun dışında son 2 hafta kaldığı için acayip bir merak ve heyecan bastırmaya başladı. Youtube dan sürekli doğum hikayesi videolarına bakıp ağlıyorum. Anne ve bebeğin ilk kavuşma anı, babanın tepkisi ve mutlu son. Bizim mutlu sonumuza çok az kaldı. Artık gel bebeğim, gerçekten derlerdi de inanmazdım, son ay geçmek bilmiyormuş... Hem fiziksel olarak en zor dönem, hem de ruhsal olarak.Giderek içten içe artan korkuları saymıyorum bile.
- Acaba bebeğime bakabilecek miyim?
- Ya bende annelik içgüdüsü denilen şey yoksa? gibi kafamda deli sorular. Ara ara bunlarla baş etmeye çalışıyorum bide. Sonra birden içimde bir tekme dur diyor. O zaman rahatlıyorum. Benim kızım, benim bebeğim. Tabi ki benden iyi kimse bakamaz diyerek bu haftayı da tamamlıyoruz...

28 Haziran 2016 Salı

GERİ SAYIM: KUMSAL'A SON 10 GÜN


Doğum tarihimiz belli oldu. 8 Temmuz 2016 Cuma günü bebeğime kavuşuyorum. Nasıl mı?

Benim kızım en başında beri pek hareketli bir bebek değil. Ne videolar gördüm bebek anne karnında zıp zıp ordan oraya tekmeler savuruyor. Ama Kumsal öyle mi? Asaletini hiç bozmadı. Sağlıklı olduğunu bana haber verecek kadar içten içe tekmeler attı o kadar:) Kaç kere karnımı video çekmeye çalıştım o tepişirken içeride ama kaydet tuşuna basar basmaz hareketini hep kesti. Şov peşinde olmadı hiç:D Bu yüzden soranlara biraz uyuşuk benim kız dedim hep. Beni yanıltmadı da.. Çünkü hanımefendi içeride dönmeye bile tenezzül etmedi. 32. haftadan bu yana her doktor kontrolüne gittiğimizde baktık ama doğum pozisyonuna girmemişti. 35. haftadan sonra da yer daraldığı ve iyice kilo aldığı için dönmesi artık pek mümkün değildi. 37. hafta kontrolümüz de doktorumuz sezeryan da karar kıldı ve tarihi belirledik. 8 Temmuz günü anne oluyorum!!!! Minik bir yengeç geliyor.

Hayırlısı olsun, kızım sağlıklı olsun demiştim hep ve böyle olması gerekiyormuş. Normal doğum veya sezeryan diye diretmemiştim hiç. Çünkü son ana kadar her şeyin bir anda değişeceğini biliyordum. Bizim için hayırlısı sezeryan doğummuş. En güzel yanı da tarihi biliyorsun ya, ona göre hazırlık yapıyorsun. Telaşlanmadan her şey tam oluyor. O güne kadar yaşadığın heyecan, geçmek bilmeyen günler , merak ve biran önce kavuşma isteği... Biz hazırız hadi artık 8 temmuz gelsin, Kumsalımız gelsin;)

25 Haziran 2016 Cumartesi

Hamilelik Günlüğüm: 35-36. HAFTALAR

Selamlar!
 
Hamilelik günlüğü yazılarım maalesef istikrarlı bir şekilde devam edemedi. En son yazdığımdan bu yana 10 hafta geçmiş. Ben şuan 37. haftamdayım. Ama size geçtiğimiz 2 haftanın kısa bir özetini anlatmak istiyorum çünkü son 2 haftada hamile olduğumu resmen anladım!
Daha önce ki yazılarımı okuduysanız bilirsiniz ki benim hamileliğim çok rahat geçti. Şükürler olsun bir sorun yaşamadım. Normal hayatıma aynı şekilde devam ettim. Ama nazar mı değdi nedir 35. haftadan sonra hamilelik komplikasyonlarına bende dahil oldum:)

Varan 1: Allahımmmm bu ayaklar bana ait olamaz!
O kadar çok ödem topladı ki vücudum bir anda üzerime 50 kilo daha koymuşlar gibi hareket edemez oldum. Özellikle binlerce arı tarafından sokulmuş gibi duran benim ponçik minnak ayaklarım artık tanınamaz durumda. Ve ne yaparsam yapayım inmiyorlar. 2 haftadır bu duruma alışmaya çalışıyorum. Hadi diyorum az kaldı geçicek dayan özlem. Ama sadece bunla kalsa iyi...

Varan 2: Bu sıcaklar da ne!?!?
Şansıma havalar ağustos sıcaklarını aratmıyor:( Evimizde klima yok, vantilatör yok. Serinlemeye dair yaptığımız tek şey soğuk duş. Geceleri salonda ki derece nasıl 32-33 gösterebilir ya şaka gibi resmen. Gündüz kaç derece söylemiyorum bile.Ee haliyle aldığım kilolar, ödemim ve kocaman gergin karnıma bir de bu sıcaklar eklenince beni bi afakanlar basıyor. Bende anneme yakın oturduğum için 24 saatin çoğunu orada, klima karşısında geçiriyorum. Ama hala tam anlamıyla rahat mıyım? HAYIR!

Varan 3: Aldığım kilolar...
İnsanın üzerine 9 ay da bir 20 kilo eklenince ister istemez bayağı bir değişiklik yaşıyor tabi. Evet tam 20 kilo aldım. Doğurana kadar vakit olduğunu da göze alırsak 25 kilo ile hamilelik defterimi kapatmayı planlıyorum. Şimdi kaç kiloydum, kaç kilo oldum gibi ince ayrıntılara girmicem, gerek yok:) Ama bu alınan 20 kilo hayatı daha da zorlaştırıyor haliyle. Giyecek hiçbir şeyim yok! sözü gerçek oldu. Pantolonlarım olmuyor artık. Daha önce aldığım hamile pantolonları bile inanılmaz sıkmaya başladı. Tşörtler, bluzlar ise, iyice karnım çıktığı için ön tarafları havada kalıyor ve kötü duruyor. Ne giyeceğimi şaşırdım resmen. Bu dert yüzünden dışarı çıkasım bile gelmiyor. Gardırop karşısında ne giyicem diye sinir krizi geçirmektense oturuyorum kuzu kuzu evimde-annemde.

İşte bende ki son durumlar böyle. Pek iç açıcı bir yazı olmadı değil mi? Hamileliği peri masalı gibi anlatan kitaplar var ya yalan. Alın size acımasız gerçekler...